Kıskançlık Nedir ?

Teorilerin ışığında kıskançlık

 

Kıskançlık sözcük olarak Yunanca zelos köküne dayanan hırs, rekabet ve duygusal yoğunluğu belirten bir sözcüktür. Kıskançlık için bir çok farklı tanımlamalar yapılmaktadır.

 

Pines kıskançlığı önemsenen bir ilişkinin yitirilmesine ya da bozulmasına yol açabilecek bir tehlikenin varlığına yönelik algı sonucunda verilen karmaşık bir tepki olarak tanımlamıştır.

 

 White’a göre kıskançlık bireyin birlikte olduğu kişiyle, düşlenen ya da gerçek bir rakip arasındaki gerçek ya da olası bir ilişki nedeniyle algılanan ilişkinin varlığına ya da niteliğine, ve ya bireyin benlik saygısına yönelik tehditlere eşlik eden duygu, düşünce ve davranışlar bütünüdür.

 

Buunk ve Bringle’a göre bireyin süregelen ya da önceden varolan bir ilişkisinin, eşiyle üçüncü bir kişinin ilişkisinden kaynaklanan hoş olmayan bir duygusal tepkidir(Demirtaş,2004).

 

Gerrod Parrot’a(1993) göre kaybetme korkusu, aldatılmayla ilgili şüphe ya da öfke, düşük öz güven, güvensizlik ve yalnızlık, önemli kişiyi kaybetmekten duyulan korku ve karşı tarafa olan güvenmeme gibi öğeleri içinde barındıran bir duygudur.

 

Sonuç olarak kıskançlık sevilen bir şeyin ya da sevilen biriyle kurulmuş  bir ilişkinin tehlikede olduğu düşünüldüğünde kaybetme korkusuyla yaşanan öfke, korku ve üzüntü karışımı duygudur.

 

Literatürde bazen haset ve kıskançlığın birbirine karıştırıldığını görmekteyiz. Haset bir başkasının sahip olduğu şeyden duyulan hoşnutsuzluk ya da o şeye sahip olma isteğidir. Gerrod Parrott’a göre haset duygusunun içinde kızma, içerleme, aşağılık duygusu, özlem ve bastırma  mevcuttur(Parrott,Smith,1992).  Literatüre baktığımızda kıskançlığın hasetten çok daha güçlü bir duygu olduğu ve haseti de kapsadığı söylenmektedir. Bir çok araştırmacı bu kavram karmaşasından kurtulmak için haseti ‘sosyal karşılaştırma kıskançlığı’ ,kıskançlığı ise ‘sosyal ilişki kıskançlığı’ şeklinde adlandırmaktadır(Demirtaş,2004).